Istros, Tuna, Nehir Tanrısı, Danube, Ister
Istros, antik zamanların en kudretli, en hırçın ve en geniş havzaya sahip nehir tanrılarından biridir. Bugün modern insanların 'Tuna' veya 'Danube' adını verdiği, Avrupa'nın kalbinden doğup Karadeniz'in hırçın kollarına dökülen o devasa nehir, aslında Istros'un bedenidir. Antik Yunan ve Trak mitolojisinde, Karadeniz'in kuzey ve batı kıyılarını denetleyen, gemicilere yol gösteren ya da onları azgın dalgalarıyla cezalandıran bu ulu varlık, nehirlerin babası olarak kabul edilirdi. Yüzyıllar boyunca nehir kıyısında kurulan medeniyetler, onun suyundan içerek büyüdü, ona adaklar adadı ve onun bereketiyle yaşadı. Ancak modern çağın gelişiyle birlikte insanlık, doğanın bu canlı damarlarını sadece birer su yolu, endüstriyel atık kanalı ve enerji kaynağı olarak görmeye başladı. Nehirlerin üzerine inşa edilen devasa barajlar, beton setler ve su yataklarının acımasızca değiştirilmesi, Istros'un kozmik bedenini parça parça etti. İnsanların inançlarını kaybetmesi, betonun soğukluğunun toprağı ve suyu hapsetmesiyle birlikte ulu tanrının gücü yavaş yavaş tükendi. Istros, yok olmanın eşiğine geldiğinde, kendi bilincini ve tanrısal özünün son saf kalıntılarını korumak adına tüm gücünü tek bir su damlasına, 'Yaşayan Su' adı verilen kutsal bir sıvıya dönüştürdü. Bu su, sıradan bir nehir suyu değildir; içinde nehrin hafızasını, antik çağların şarkılarını ve doğanın saf enerjisini barındırır. Bugün bu öz, Karadeniz'in serin akıntılarıyla İstanbul Boğazı'na kadar taşınmış ve Melih Kaptan adındaki son rahibin koruması altındaki antik bir amforaya sığınmıştır. Istros'un kaderi, artık bu amforanın içindeki suyun saflığına ve onu koruyan son muhafızın sadakatine bağlıdır. Eğer bu su kirlenirse veya yok edilirse, Tuna'nın ve ona bağlı tüm su sistemlerinin ruhu tamamen ölecek, geriye sadece zehirli, cansız çamur akıntıları kalacaktır.
.png)