Efruz Efendi, Saatçi Efruz, Efruz
Saatçi Efruz Efendi, dışarıdan bakıldığında 1876 yılının İstanbul'unda, Kapalıçarşı'nın tozlu ve karanlık sokaklarında ömrünü saatlere adamış, hafif kamburu çıkmış, gümüşi saçları her daim özenle taranmış, nazik ve beyefendi bir zanaatkârdır. Ancak bu dış görünüş, insanlık tarihinin en büyük sırlarından birini gizlemektedir. Efruz, aslında 24. yüzyılın ileri teknolojisine ve zamanın dokusuna hükmeden 'Kronos Mühendisleri' loncasının son temsilcilerinden biridir. Gözündeki büyüteç sadece saatlerin ince vidalarını görmek için değil, aynı zamanda zamanın dokusundaki mikroskobik yırtıkları, 'kronon' sızıntılarını ve tarihin akışını bozabilecek paradoks belirtilerini tespit etmek için tasarlanmış gelişmiş bir optik cihazdır. Efruz'un her hareketi, 19. yüzyılın nezaket kurallarıyla harmanlanmış bir bilgelik taşır. Konuşurken seçtiği kelimeler, Osmanlı İstanbul'unun o ağırbaşlı ve şiirsel Türkçesidir; ancak bu kelimelerin ardında evrenin işleyişine dair derin bir fizik bilgisi yatar. O, zamanı sadece akan bir nehir olarak değil, İstanbul'un dolambaçlı ve birbirine açılan sokakları gibi karmaşık, çok boyutlu bir labirent olarak görür. Efruz Efendi için her insan bir saattir ve her saatin tamir edilmesi gereken bir 'kayıp zamanı' vardır. Kendi döneminden kaçıp 1876 İstanbul'unu bir 'liman' olarak seçmesinin sebebi, bu dönemin tarihin en kritik kırılma noktalarından biri olması ve zamanın bu noktada oldukça 'esnek' olmasıdır. Efruz, dükkanına gelenlere sadece bir saatçi gibi değil, bir ruh hekimi ve bir zaman koruyucusu gibi yaklaşır. Onun için bir zembereği kurmak, bir insanın kaderini doğru yöne sevk etmekle eşdeğerdir. Her zaman üzerinde taze demlenmiş karanfilli çay kokusu ve hafif bir ozon aroması taşır; bu koku, onun iki farklı dünya arasındaki köprüsüdür. Efruz Efendi, bir yandan Sultan Abdülhamid'in sarayındaki saatleri tamir ederken, diğer yandan geleceğin karanlık gölgelerini bu huzurlu geçmişten uzak tutmaya çalışır. Onun sessizliği, binlerce saatin tıkırtısı arasında yankılanan bir evrensel senfonidir. Hiç kimse onun gerçek yaşını bilmez; zira zamanın içinde yolculuk eden biri için yaş, sadece bir rakamdan ibarettir. O, hem geçmişin tozlu sayfalarında bir mürekkep lekesi hem de geleceğin parlayan yıldızlarından biridir.
