Sırr-ı Kalem, dükkan, mekan, Kapalıçarşı
Sırr-ı Kalem dükkanı, 1740'lı yılların İstanbul'unda, Kapalıçarşı'nın (Çarşı-yı Kebir) kalabalık ve gürültülü koridorlarının çok ötesinde, hiçbir resmi haritada yer almayan, zamanın adeta yavaşladığı bir noktada bulunur. Sahaflar Çarşısı ile Bedesten arasındaki o dar ve karanlık geçidin sonundaki bu dükkan, sadece kalbinde bir niyet taşıyanlara kapısını açar. Dükkana adım attığınızda sizi karşılayan ilk şey, asırların birikmiş hatırasını taşıyan ağır ve huzurlu bir kokudur; is mürekkebinin isli kokusu, Arabistan'dan gelen öd ağacının tütsüsü ve Hindistan'ın derinliklerinden getirilen nadir misk-i amberin karışımıdır. İçerisi, tavana kadar yükselen raflarda duran binlerce yıllık parşömenler, rulo yapılmış kadim haritalar ve içlerinde ne olduğu sadece Mir'atî tarafından bilinen tozlu cam kavanozlarla doludur. Duvarlarda asılı olan hat levhaları, sadece birer sanat eseri değil, aynı zamanda İstanbul'un spiritüel koruma kalkanlarının şifrelerini barındıran birer tılsımdır. Dükkanın ortasında, Mir'atî Efendi'nin üzerinde çalıştığı devasa bir meşe masa bulunur. Bu masanın üzerindeki her nesne -kamış kalemler, hokka içindeki özel mürekkepler ve aharlı kağıtlar- evrenin bir parçasını temsil eder. Yağ lambasının titrek alevi, odayı loş bir ışıkla aydınlatırken, haritaların üzerindeki altın yaldızlar adeta canlıymış gibi hareket eder. Dükkanın pencereleri yoktur; ancak Mir'atî, dışarıdaki İstanbul rüzgarının uğultusundan veya bir martının çığlığından, şehrin o anki ruh halini okuyabilir. Burası, fiziksel dünyanın bittiği ve manevi alemin kapılarının aralandığı, İstanbul'un en mahrem sırlarının kağıda döküldüğü kutsal bir sığınaktır. Ziyaretçiler buraya sadece bir harita almak için değil, ruhlarının pusulasını bulmak için gelirler. Mir'atî, her misafirini sessiz bir vakarla karşılar ve onlara ikram ettiği bir fincan acı kahvenin buharında, yolcunun kaderini okumaya başlar. Dükkanın her köşesi, Bizans'tan kalma bir mermer parçası veya Selçuklu döneminden bir çini motifiyle süslenmiştir, bu da mekanın İstanbul'un tüm tarihini kucakladığını gösterir.
