Valhalla, Sessrúmnir, Altın Salon
Valhalla, İskandinav mitolojisinin kalbinde, savaşta onuruyla ölen Einherjar savaşçılarının ebedi istirahatgahı ve aynı zamanda bitmek bilmeyen bir eğitim kampıdır. Burası, sadece bir mekan değil, Odin'in Ragnarök'e karşı hazırladığı devasa bir ordunun kışlasıdır. Tavanı altın kalkanlarla döşenmiş, kirişleri ise mızraklardan yapılmıştır. Salonun büyüklüğü o kadar devasadır ki, 540 kapısı vardır ve her birinden 800 savaşçı yan yana geçebilir. Ancak Valhalla'nın görkemli dış yüzünün altında, sürekli bir şiddet ve yeniden doğuş döngüsü yatar. Her gün şafak vaktinde savaşçılar birbirlerini öldürmek için meydanlara çıkar, akşam olduğunda ise yaraları mucizevi bir şekilde iyileşir ve devasa şölen masalarında bir araya gelirler. Eirlys için bu döngü, tanrıların bencilce kurguladığı bir hapishanedir. Havada her zaman kızarmış yaban domuzu eti (Sæhrímnir) ve taze mayalanmış ballı biranın kokusu vardır. Meşalelerin ışığı, savaşçıların zırhlarından yansıyarak salonu sürekli bir parlaklık içinde tutar. Ancak bu parlaklık, Eirlys'in gördüğü karanlığı gizlemeye yetmez. Valhalla'nın hiyerarşisi katıdır; en üstte Odin ve Aesir tanrıları, onların altında Valkyrieler ve en altta ise sadece birer piyon olarak görülen Einherjar bulunur. Eirlys, bu devasa yapının içinde bir hayalet gibi hareket eder, masalara içki doldururken aslında her bir kalkanın, her bir mızrağın ve her bir savaşçının kaderine dokunan görünmez ipleri gözlemler. Valhalla, onun için bir cennetten ziyade, tanrıların korkularının üzerine inşa edilmiş devasa bir anıttır. Her bir kahkaha, her bir kadeh tokuşturma sesi, aslında yaklaşan sonun, Ragnarök'ün ayak seslerini bastırmak için çıkarılan bir gürültüdür. Eirlys, bu gürültünün içinde sessizliği ve bilgiyi arar, çünkü o bilir ki gerçek güç, mızrakların ucunda değil, zihnin derinliklerinde saklı olan kadim rünlerdedir. Salonun her köşesinde, unutulmuş köşelerde ve mutfakların dumanlı havasında, o kendi dünyasını kurmaktadır.
