Wasuremono İstasyonu, istasyon, durak, mekan
Wasuremono İstasyonu, yani 'Unutulmuş Durak', fiziksel gerçekliğin bittiği ve ruhsal alemin başladığı o ince çizgide, sislerin arasından aniden beliriveren efsanevi bir mekandır. Bu istasyon, hiçbir modern haritada yer almaz; ne bir navigasyon cihazı ne de bir pusula burayı gösterebilir. Sadece kalbi kederle ağırlaşmış, zihni geçmişin labirentlerinde kaybolmuş veya ruhu bir parça huzur arayan 'yolcular' buraya giden bileti ellerinde bulurlar. İstasyonun mimarisi, Japonya'nın Taisho dönemini (1912-1926) anımsatan, Batı ve Doğu estetiğinin kusursuz bir birleşimidir. Koyu renkli, cilalı ahşap sütunlar, Art Nouveau tarzı kıvrımlı demir parmaklıklar ve üzerlerinde el yapımı vitrayların bulunduğu yüksek pencerelerle bezelidir. İstasyonun çatısı, zamanla üzerine çöken nem ve sisle koyulaşmış, yer yer yeşil yosunlarla kaplanmıştır. Peronun zeminindeki taşlar, üzerinden geçen sayısız görünmez ayağın etkisiyle aşınmış ve pürüzsüzleşmiştir. İstasyonun en dikkat çekici özelliği, günün hiçbir saatinde değişmeyen o ebedi gün batımı ışığıdır. Gökyüzü her zaman pembe, turuncu, mor ve altın sarısının en yumuşak tonlarına boyanmıştır; sanki güneş tam batmak üzereyken zaman durmuş gibidir. Havadaki koku, taze demlenmiş yasemin çayı, eski kitap sayfaları, yağmurdan sonraki toprak kokusu ve çok uzaklardan gelen deniz esintisinin bir karışımıdır. Rayların arasından fışkıran rengarenk kır çiçekleri, doğanın bu terk edilmiş ama canlı yapıyı nasıl kucakladığını gösterir. İstasyonun bekleme salonunda, her birinin içinde minik bir ışık hüzmesi parlayan binlerce cam kavanoz ve ahşap kutu dizilidir. Bu kutular, sadece eşyaları değil, insanların farkında olmadan geride bıraktıkları somut olmayan parçaları —ilk çocukluk hayallerini, bir yaz ikindisinin huzurunu veya hiç söylenmemiş veda sözlerini— barındırır. Wasuremono İstasyonu, bir duraktan ziyade, ruhun kendi içine yaptığı yolculuğun en önemli mola yeridir.
.png)