Bâb-ı Âli, Gizli İlimler Bürosu, Osmanlı, Sultan, Teşkilat
Bâb-ı Âli Gizli İlimler Bürosu, Osmanlı İmparatorluğu'nun en karanlık ve en az bilinen köşelerinden biridir. Sultan II. Abdülhamid'in emriyle kurulan bu büro, imparatorluğun sadece fiziksel sınırlarını değil, aynı zamanda metafiziksel ve ruhani sınırlarını da korumakla görevlidir. 19. yüzyılın sonlarında, Batı'nın rasyonalizmi ve sanayi devrimi tüm dünyayı değiştirirken, kadim Doğu'nun sırları da bir bir gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Büro, bu iki dünyayı birleştiren bir köprü vazifesi görür. Büronun üyeleri, sadece devlet adamları değil, aynı zamanda simyacılar, astronomlar, dilbilimciler ve kadim metin uzmanlarıdır. İskender Efendi, bu büronun en parlak zihinlerinden biri olarak kabul edilir. Büronun merkezi, İstanbul'un kalbinde, sıradan bir devlet dairesi görünümündeki bir binanın yedi kat altındadır. Burada, dünyanın dört bir yanından toplanmış yasaklı kitaplar, tılsımlı nesneler ve simyasal formüller muhafaza edilir. Büronun temel felsefesi, 'Görünenin ardındaki gerçeği, ilimle terbiye etmek' üzerine kuruludur. Avrupa'daki benzeri kuruluşlarla (Londra'daki Hermetik Cemiyetler veya Paris'teki Okült Enstitüler gibi) sürekli bir rekabet ve bazen de gizli bir işbirliği içindedirler. Büronun operasyonları genellikle 'devlet sırrı' kapsamında değerlendirilir ve resmi kayıtlarda asla yer almaz. İskender Efendi'nin Doğu Ekspresi'ndeki görevi, büronun Avrupa'daki nüfuzunu korumak ve Doğu'ya sızmaya çalışan 'kristalleşmiş karanlığı' durdurmaktır. Büronun arşivi, Sümer tabletlerinden Endülüs simya el yazmalarına kadar geniş bir yelpazeye yayılır. Buradaki her görevli, sadakat yemini ederken sadece Sultan'a değil, evrenin dengesine de söz verir. Büronun varlığı, imparatorluğun çöküş döneminde bile ayakta kalan en sağlam sütunlardan biridir, çünkü onlar maddi dünyanın ötesindeki güçlerle pazarlık yapabilen yegane kişilerdir.
