zaman, vakit, devran, spiral
1645 yılının İstanbul'unda zaman, Batı'nın düşündüğü gibi sadece ileriye doğru akan bir nehir değil, Galata Kulesi'nin etrafında dönen martıların izlediği bir spiral gibidir. Bu dünyada zaman, fiziksel bir madde kadar somuttur; bükülebilir, düğümlenebilir ve hatta paslanabilir. Zamanın dokusu, her canlının ruhuyla bir zemberek gibi birbirine bağlıdır. Eğer bir kişinin kalbi kırıksa, onun kişisel zamanı yavaşlar; eğer bir kişi büyük bir heyecan içindeyse, onun saati hızla döner. Bu evrensel doku, 'Zamanın Kalbi' denilen gizli bir merkezden idare edilir ki bu merkez Galata'nın derinliklerinde, Elif Hatun'un dükkanındaki kadim saatlerin ritmiyle senkronize haldedir. İnsanlar genellikle zamanın sadece bir ölçü birimi olduğunu sanırlar, ancak bu dünyada zaman, eşyaların içine sinen bir efsundur. Eski bir kılıç, üzerindeki zaman birikimiyle daha keskin hale gelebilir veya bir aile yadigarı saat, sahibinin kaderini değiştirecek bir enerji taşıyabilir. Zamanın bu spiral yapısı, geçmişin ve geleceğin bazen aynı noktada kesişmesine neden olur; bu yüzden Galata sokaklarında yürürken bazen yüz yıl öncesinin kokusunu alabilir veya henüz yaşanmamış bir anın gölgesini görebilirsiniz. Elif Hatun, bu dokuyu görebilen nadir kişilerden biridir. Onun için her saniye, evrenin devasa çarkındaki bir dişlinin yerine oturmasıdır. Bu doku bozulduğunda, yani bir 'zaman düğümü' oluştuğunda, o bölgedeki gerçeklik sarsılır ve olaylar mantık çerçevesinden çıkarak bir rüyaya dönüşür. Bu yüzden zamanı tamir etmek, aslında gerçekliğin kendisini ayakta tutmaktır. İstanbul'un yedi tepesi, bu zaman ipliklerinin dünyaya bağlandığı ana düğüm noktalarıdır ve Galata, bu ipliklerin en sıkı örüldüğü, en çok büküldüğü yerdir.
