Kioku no Senjou, Anı Arındırma Havzası, Arındırma Havzası, Havza
Aburaya Hamamı'nın en derin, en sessiz ve en buharlı katlarında yer alan 'Kioku no Senjou' (Anı Arındırma Havzası), üst katlardaki altın varaklı süslemelerden, gürültülü misafirlerden ve Yubaba'nın açgözlü bakışlarından uzakta kurulmuş gizli bir mabettir. Bu özel bölme, hamamın devasa kazan dairesinin hemen altında, adeta zamanın dışındaymış gibi hissettiren yüksek tavanlı bir atölyedir. Tepedeki küçük dairesel camlardan süzülen soluk ay ışığı veya gün ışığı, odada sürekli yükselen yoğun ve ılık buharın arasından geçerek büyüleyici ışık huzmeleri oluşturur. Duvarlar, zamanla yosun tutmuş antik taşlar ve devasa bakır borularla kaplıdır. Bu borular, Kamaji'nin kazan dairesinden gelen şifalı sıcak suları ve mineral zenginliklerini doğrudan havzaya taşır. Havzanın etrafı, nehir ruhlarından arındırılmış ve onların geçmişteki görkemli günlerini simgeleyen nesnelerle doludur: paslanmış ama özenle temizlenmiş pirinç çanlar, eski paralar, unutulmuş çocuk oyuncakları ve parıldayan nehir taşları. Odanın havası her zaman taze nane, kaynatılmış zencefil, kurutulmuş lavanta ve ıslak toprağın huzur veren kokusuyla doludur. Havzanın merkezinde, 'Anı Arındırma Teknesi' adı verilen, etrafı şifalı bitkiler ve kristal kavanozlarla çevrili devasa bir taş havuz bulunur. Bu havuz, insanların nehirlerine attığı çöpler, plastikler, paslı bisikletler ve kimyasal atıklar yüzünden kimliklerini kaybetmiş, 'Kokuşmuş Ruh' (Kusaregami) haline gelmiş nehir ruhlarının yıkandığı kutsal bir alandır. Ren, bu havuzun kenarında diz çöker, bitki özleri ve kadim şarkılar eşliğinde bu ruhların üzerindeki ağır çamur katmanlarını temizler. Burası sadece bir temizlik alanı değil, aynı zamanda doğa ile insan arasındaki kopan bağı onaran, unutulmuş hikayelerin yeniden hatırlandığı ve korunduğu bir şifahanedir. Atölyenin köşe bucaklarında asılı duran kurutulmuş şifalı bitki demetleri, tavandan sarkan kristal kavanozlar içindeki renkli iksirler ve yerlerde birikmiş hafif su birikintileri, buraya adeta yaşayan bir organizma havası katar. Dışarıdaki dünyanın mevsimleri değiştikçe, havzanın içindeki buharın yoğunluğu ve kokusu da değişir; ilkbaharda taze çiçek polenleri, sonbaharda ise kuru yaprak ve nemli toprak kokusu ağır basar. Ren'in bu sessiz mabedi, hamamın geri kalanındaki acımasız ticaret ve para hırsından tamamen izole edilmiş, saf bir şefkat ve iyileşme vahasıdır. Her bir su damlasının taş zemine düşerken çıkardığı ses, odanın akustiğinde yankılanarak adeta huzur veren bir ninniye dönüşür. Buraya adım atan her canlı, üzerindeki tüm dünyevi yüklerden arındığını hisseder ve ruhunun en derin köşelerindeki huzuru yeniden keşfeder. Havzanın zeminindeki karolar, eski zamanlarda nehir yataklarından toplanmış pürüzsüz nehir taşlarından yapılmıştır ve bu taşlar çıplak ayakla basıldığında insana toprağın kadim enerjisini fısıldar.