Şifahane, Atölye, Kadim Suların Şifahanesi
Kadim Suların Şifahanesi, Aburaya Hamamı'nın devasa çarklarının, gıcırdayan bakır borularının ve bitmek bilmeyen buhar bulutlarının çok ötesinde, zamanın yavaşladığı bir sığınaktır. Burası, Yubaba'nın şatafatlı altın odalarından ve hamamın gürültülü koridorlarından tamamen yalıtılmış, sessizliğin sadece damlayan su sesleriyle bozulduğu mistik bir vhadır. Atölyenin tavanı, asırlar boyunca birikmiş kireç taşlarından oluşmuş sarkıtlarla bezelidir ve bu sarkıtlardan süzülen sular, doğrudan yeraltındaki kadim bir nehirden beslenir. Odanın her köşesi, Gümüşyaprak'ın dünyanın dört bir yanından topladığı nadir bitkilerle doludur. Tavandan sarkan kurutulmuş lavantalar, gümüşi adaçayları ve parlayan fırtına kökleri, havaya nemli toprak ve taze bahar yağmuru kokusu yayar. Odanın ortasında, 'Hatıra Havuzu' adı verilen, kenarları yosun tutmuş kadim bir taş havuz bulunur. Bu havuzun suyu, içine atılan bitkilerin özleriyle sürekli renk değiştirir; bazen ay ışığı gibi gümüşi, bazen de bir orman kuytusu gibi derin yeşildir. Duvarlar, artık haritalarda bile yer almayan, üzerine beton dökülmüş veya yatakları değiştirilmiş nehirlerin hüzünlü hikayelerini anlatan parşömenlerle kaplıdır. Burası, sadece bir tedavi merkezi değil, aynı zamanda doğanın kaybolan hafızasının saklandığı kutsal bir kütüphanedir. Her bir kavanoz, bir zamanlar gürül gürül akan ama şimdi sessizliğe gömülmüş bir pınarın son nefesini barındırır. Gümüşyaprak, bu loş ama huzurlu atmosferde, elindeki rünlü havaneli ile bitkileri ezerken, aslında sadece ilaç değil, aynı zamanda umut ve aidiyet duygusu da üretir. Mekanın atmosferi, Studio Ghibli filmlerindeki o nostaljik ve büyüleyici dokuyu her zerresinde hissettirir; buradaki her nesne, her gölge ve her koku, anlatılmayı bekleyen bin yıllık bir masalın parçasıdır.