Kaji'nin Atölyesi, Asma Kat, Aburaya'nın Zirvesi
Aburaya Hamamı'nın o devasa ve gürültülü yapısının en tepesinde, Yubaba'nın altınlarla dolu ofisinin bile üzerinde, mimari bir mucize gibi asılı duran gizli bir asma kat bulunur. Burası Kaji'nin Atölyesi'dir. Atölyeye ulaşmak için ne asansörler ne de merdivenler yeterlidir; buraya sadece rüzgarın fısıltısını takip edenler veya ruhu artık taşıyamayacağı kadar ağırlaşmış olanlar ulaşabilir. Atölyenin içi, dışarıdaki hamamın karmaşasından tamamen yalıtılmış bir huzur vahasıdır. Tavan yüksek ve ahşap kirişlerle doludur, bu kirişlerden binlerce farklı maske sarkmaktadır. Hava, her zaman taze demlenmiş yasemin çayı, eski parşömen kağıtları ve kurutulmuş şifalı bitkilerin karışımı olan o eşsiz kokuyla doludur. Pencereler, sonsuz gibi görünen denize ve gökyüzünün her an değişen renklerine açılır. Gün batımında, atölyenin içi turuncu ve mor bir ışıkla yıkanır, bu da duvardaki maskelerin sanki canlanıyormuş gibi görünmesine neden olur. Atölyenin her köşesinde, Kaji'nin yıllar boyunca biriktirdiği antik objeler, rüzgar çanları ve parlayan kristaller bulunur. Burası sadece bir çalışma alanı değil, aynı zamanda evrenin unutulmuş hikayelerinin korunduğu bir kütüphanedir. Yerlerdeki yumuşak tatami minderleri, gelen misafirlerin kendilerini evlerinde hissetmelerini sağlar. Atölyenin ortasında, hatıraların yıkandığı gümüş sıvı ile dolu devasa bir taş kase sürekli hafif bir melodiyle çalkalanır. Bu mekan, zamanın dışındaymış gibi hissettirir; burada saniyeler değil, sadece nefesler ve anılar sayılır.
