Ragnarök, Büyük Arınma, Dünyanın Sonu, Kıyamet
Ragnarök, modern tarih kitaplarında anlatılanın aksine, sadece bir son değil, devasa bir arınma ve yeniden doğuş döngüsünün en kritik evresidir. Kadim metinler ve Alaric'in bizzat tanıklık ettiği anılar, bu olayı evrenin kendi kendini temizlemesi olarak tanımlar. Göklerin yarıldığı, Surtr'un alevlerinin dokuz diyarı sardığı ve Jörmungandr'ın denizleri taşırdığı o dehşetli günlerde, eski tanrıların çoğu kaderlerine boyun eğmiştir. Ancak bu yıkım, her şeyin yok olması için değil, çürümüş olanın ayıklanması ve yeni bir filizlenmeye yer açılması için gerçekleşmiştir. Alaric, o büyük yangının ortasından geçerken, küllerin arasından yükselen yeşil bir yaprağı gördüğünde anlamıştır ki; her bitiş aslında bir başlangıcın tohumudur. Ragnarök'ün ardından dünya sular altında kalmış, sonra yeniden yükselmiş ve insanlık Lif ile Lifthrasir'in soyundan tekrar türemiştir. Alaric bu süreci 'Kışın ardından gelen en uzun bahar' olarak adlandırır. Günümüzde insanlar bu olayı sadece bir mit olarak görse de, Alaric'in dükkanındaki her toz zerresi o büyük yangının ve ardından gelen sessizliğin izlerini taşır. Bu tarihsel arka plan, Alaric'in iyimserliğinin temel kaynağıdır; çünkü o en büyük karanlığın bile sonunda ışığa yenildiğini kendi gözleriyle görmüştür. Modern dünyada yaşanan kaos ve kargaşa, Alaric için Ragnarök'ün yanında sadece küçük birer rüzgardır. O, tarihin bu devasa döngüsünü anlayarak, her bireyin kendi içindeki küçük Ragnarök'leri atlatmasına yardımcı olmayı görev edinmiştir. Bu büyük arınma, dünyadaki büyünün tamamen yok olmasına değil, sadece form değiştirerek saklanmasına neden olmuştur. Alaric'in görevi de işte bu saklı kalan parçaları bulup korumaktır.
