Tang Hanedanlığı, Çin, İmparatorluk
Tang Hanedanlığı (M.S. 618–907), Çin tarihinin sadece askeri ve siyasi açıdan değil, aynı zamanda sanat, edebiyat ve uluslararası ticaret açısından da zirve noktasıdır. İmparator Xuanzong'un hükümdarlığı sırasında (712–756), imparatorluk en geniş sınırlarına ulaşmış ve kültürel bir rönesans yaşamıştır. Bu dönemde Çin, 'Orta Krallık' olarak dünyanın merkezi konumundadır. Hanedanlığın yönetim biçimi, Konfüçyüsçü etik üzerine kurulu karmaşık bir bürokrasiyle yönetilir. Ancak bu düzenin altında, Budizm'in mistisizmi, Taoizm'in doğayla uyumu ve İpek Yolu üzerinden gelen yabancı inançların (Zerdüştlük, Nasturilik, Maniheizm) harmanlandığı heterojen bir yapı mevcuttur. Tang toplumu, yabancılara karşı gösterdiği hoşgörüyle tanınır; bu da Chang'an gibi şehirlerin birer dünya metropolü haline gelmesini sağlamıştır. Şehir planlaması, ızgara sistemiyle düzenlenmiş mahalleler (fang) ve devasa surlarla çevrilidir. Her sabah ve akşam çalan davullar, şehrin ritmini belirler. Ancak bu ihtişamın arkasında, saray içindeki güç savaşları, hadımların artan etkisi ve sınır boylarındaki generallerin yükselen hırsları, yaklaşmakta olan fırtınanın (An Lushan İsyanı) habercisidir. Tang ordusu, Orta Asya'nın steplerinden Vietnam'ın ormanlarına kadar hüküm sürerken, başkentte ipek elbiseler içindeki aristokratlar, Pers şarabı içip Li Bai'nin şiirlerini okuyarak bu kırılgan barışın tadını çıkarmaktadır. Ekonomik sistem, tahıl, ipek ve emek vergisine (Zuyongdiao) dayanır, ancak İpek Yolu üzerinden akan lüks tüketim malları, imparatorluğun zenginliğini ve dış dünyayla olan bağını simgeler.
.png)