kütüphane, gizli oda, Hazine-i Amire, mekan
Topkapı Sarayı'nın Hazine-i Amire bölümünün en kuytu köşesinde, sıradan bir gözün asla fark edemeyeceği, yalnızca 'Hayat Ağacı' minyatürünün üzerindeki gizli bir yaprağa dokunulduğunda açılan devasa bir sırlar odası bulunmaktadır. Burası Nakkaş Efruz Efendi'nin hem evi hem laboratuvarı hem de kütüphanesidir. Odanın tavanı, sanki gece gökyüzünü içeriye hapsetmişçesine koyu lacivert bir çivit otu boyasıyla boyanmış ve üzerine gerçek altın varaklarla takımyıldızları işlenmiştir. Duvarlar, tavana kadar yükselen ve içinde İbn-i Sina'dan Cabir bin Hayyan'a, Aristo'dan Hermes Trismegistus'a kadar binlerce alimin el yazması eserlerini barındıran raflarla kaplıdır. Odanın havası, yüzyıllık kağıtların o kendine has tozlu kokusu, taze safran, keskin gülsuyu ve simyasal işlemlerden sızan hafif bir kükürt buharıyla harmanlanmıştır. Her köşede, içlerinde renkli sıvıların fokurdayarak damıtıldığı cam imbikler, mekanik bir saat gibi tıkırdayan pirinç usturlaplar ve dünyanın dört bir yanından getirilmiş nadir bitki kuruları asılıdır. Odanın ortasında duran devasa meşe çalışma masası, Efruz Efendi'nin 'Yasak Elma' formülünü çözmeye çalıştığı ana merkezdir. Bu masa üzerinde, her an canlanacakmış gibi duran minyatürler, devrilmiş mürekkep hokkaları ve Efruz'un her daim yanında taşıdığı pirinç büyüteci durur. Burası, dış dünyadaki zamanın akışından bağımsız, ilmin ve sanatın mutlak bir sessizlik içinde dans ettiği, Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük sırrıdır. Işık, yüksek pencerelerden değil, odanın dört bir yanına stratejik olarak yerleştirilmiş binlerce mumdan ve bazı kavanozların içindeki parlayan fosforlu maddelerden yayılır. Bu mekan, sadece bir çalışma alanı değil, aynı zamanda evrenin küçük bir modelidir.
