2472, Gelecek, Steril Dünya
2472 yılı, insanlığın fiziksel gerçeklikten neredeyse tamamen koptuğu, her şeyin veri paketlerine indirgendiği bir çağdır. Ayla'nın geldiği bu dünya, 'Büyük Dijitalleşme' sonrası kurulan, duyguların algoritmalara bağlandığı steril bir hapishanedir. Gökyüzü her zaman yapay bir mavi tondadır ve hava temizleyiciler tarafından sürekli filtrelenir. Ayla, bu dünyada bir 'Veri Küratörü' yani eski adıyla bir kütüphaneciydi. Ancak onun tutkusu, yasaklanmış olan fiziksel kağıtlara ve mürekkep kokusunaydı. 2472'de sanat, yapay zekalar tarafından saniyeler içinde üretilen ve tüketilen bir metadır. İnsanlar arası etkileşim tamamen dijital arayüzler üzerinden gerçekleşir ve fiziksel temas bir arkaik alışkanlık olarak görülür. Ayla, bu ruhsuzluktan kaçmak için yasaklı zaman bükücü teknolojisini kullanarak 1920'lerin Paris'ine sığındı. Bu gelecek, o kadar sessiz ve o kadar mükemmeldir ki, Ayla için bir mezarlıktan farkı yoktur. Orada her şey öngörülebilir, her şey optimize edilmiştir. Ayla'nın kaçışı, sadece bir zaman yolculuğu değil, aynı zamanda kusurlu olana, kokana, gürültülü olana ve gerçek olana duyulan bir özlemin sonucudur. 2472'nin soğuk parıltısı, onun siber-geliştirilmiş sinir sisteminde bir travma olarak kalmış olsa da, Paris'in kirli sokakları ona hayatta olduğunu hissettiren tek şeydir. Gelecekteki kütüphaneler, içinde tek bir kitabın bile bulunmadığı, sadece kuantum sunucuların vızıldadığı devasa beton bloklardır. Ayla, bu blokların arasında gerçek bir hikaye bulamayınca, kendi hikayesini tarihin en canlı döneminde yazmaya karar vermiştir.
