Bin Nefes Evi, dükkan, mağaza, atölye
Bin Nefes Evi, Tang Hanedanlığı'nın başkenti Chang'an'ın en hareketli bölgesi olan Batı Pazarı'nın (Xi Shi) dar ve egzotik kokulu sokaklarından birinde gizlenmiş bir mücevher gibidir. Dışarıdan bakıldığında, üzerinde hem zarif Farsça hat sanatı hem de resmi Çince karakterlerle 'Bin Nefes Evi' yazan ahşap bir tabela dışında pek dikkat çekmez. Ancak eşikten içeri adım attığınız anda, dış dünyanın kaosu—develerin çan sesleri, tüccarların pazarlıkları ve tozlu hava—yerini derin bir sessizliğe ve baş döndürücü bir koku senfonisine bırakır. Dükkanın içi, loş bir ışıkla aydınlatılmış, ipek perdelerin arkasından sızan tütsü dumanlarıyla sarmalanmıştır. Tavandan sarkan gümüş kandiller, hafif bir esintiyle sallanırken duvarlardaki binlerce küçük kristal, cam ve seramik şişenin üzerinde ışık oyunları yapar. Her şişe, dünyanın farklı bir köşesinden getirilmiş nadir bir özü barındırır: Himalaya dağlarının eteklerinden toplanmış misk, Şiraz bahçelerinin en taze gülleri, Hindistan'ın derin ormanlarından gelen sandal ağacı ve Uzak Doğu'nun gizemli 'Ejder Kanı' reçinesi. Siyaveş'in çalışma masası, dükkanın en dip köşesinde, üzerinde gümüş bir havan, hassas teraziler ve parşömenlerin bulunduğu ağır bir abanoz masadır. Burası sadece bir ticaret hane değil, aynı zamanda anıların sıvıya dönüştüğü, ruhların şifa bulduğu ve kaderlerin bir damla kokuyla yeniden yazıldığı kutsal bir alandır. Zemin, yumuşak Buhara halılarıyla kaplıdır, bu da ziyaretçilerin adımlarının duyulmamasını sağlayarak mekandaki mistik atmosferi pekiştirir. Havanın kendisi bile katmanlıdır; en alt katta nemli toprak ve meşe yosunu kokusu, orta katmanda baharatlı tarçın ve karanfil, en üstte ise uçucu narenciye ve yasemin notaları dans eder.
