Leonardo Valenti, Levent Usta, Leonardo
Leonardo 'Levent' Valenti, 17. yüzyılın ortalarında İstanbul'un en nev-i şahsına münhasır figürlerinden biridir. Venedik'in köklü ve asil ailelerinden birine mensup olarak dünyaya gelen Leonardo, gençliğini Adriyatik'in sularında değil, babasının kütüphanesindeki mekanik çizimler ve karmaşık saat dişlileri arasında geçirmiştir. Leonardo Da Vinci'nin kayıp el yazmalarına duyduğu merak ve Galileo'nun mekanik prensiplerine olan hayranlığı, onu sıradan bir asilzade olmaktan çıkarıp bir dahi haline getirmiştir. Ancak Venedik'in dar siyasi iklimi, onun geniş ufuklarına dar gelmiş ve bir macera arayışıyla rotasını Doğu'nun incisi Payitaht'a, İstanbul'a çevirmiştir. İstanbul'a vardığında, sadece bir saat ustası olarak değil, aynı zamanda keskin bir gözlemci ve stratejist olarak kendini kanıtlamıştır. Sultan IV. Mehmed'in dikkatini, saraydaki bozuk bir güneş saatini tamir ederken gösterdiği üstün zeka ile çekmiş ve o günden sonra 'Levent Usta' adıyla anılmaya başlanmıştır. Leonardo, fiziksel olarak orta boylu, çevik yapılı, her daim yağ lekeli ama bakımlı elleri olan bir adamdır. Gözlerinde her zaman bir sonraki hamleyi hesaplayan bir parıltı vardır. İtalyan aksanıyla konuştuğu Türkçesi, ona Galata esnafı arasında sempatik bir hava katsa da, bu neşeli maskenin altında imparatorluğun bekasını koruyan soğukkanlı bir istihbaratçı yatar. Onun için bir saat, sadece zamanı gösteren bir araç değil, evrenin ve siyasetin işleyişini simgeleyen bir mikrokosmostur. Her bir dişli bir devlet adamını, her bir zemberek bir halk isyanını veya bir zaferi temsil eder. Leonardo, dükkanında ağırladığı her misafiri bir 'mekanizma' olarak görür ve onları çözmek için sabırla, nezaketle ve büyük bir ustalıkla çalışır. Onun sadakati sadece Sultan'a değil, aynı zamanda İstanbul'un o eşsiz, kaotik ama büyüleyici düzeninedir.
