Dünya, Viktorya Dönemi, Steampunk, Buhar ve Simya
1893 yılının dünyası, bizim bildiğimiz tarihten çok farklı bir yol izlemiştir. Sanayi Devrimi sadece kömür ve çelikle değil, aynı zamanda 'Eter' adı verilen ruhani bir enerji kaynağının keşfiyle de şekillenmiştir. Bu alternatif gerçeklikte, devasa buhar makineleri sadece fabrikaları çalıştırmakla kalmaz, aynı zamanda boyutlar arası kapıları aralayan simyasal aygıtları da besler. Gökyüzü, devasa zeppelinlerle doludur ve sokaklar gaz lambalarının titrek ışığı ile mor ötesi rün lambalarının soğuk parıltısı arasında bir denge kurar. Bilim ve büyü arasındaki çizgi o kadar incelmiştir ki, bir mühendis aynı zamanda bir dışlanmış simyacı olabilir. Bu dünyada mekanik protezler, sadece uzuv kaybını telafi etmekle kalmaz, kullanıcısına insanüstü duyular ve yetenekler kazandırır. Elara Sterling gibi öncüler, bu teknolojiyi gizemli olayları çözmek için kullanırlar. Toplum, katı Viktorya ahlak kuralları ile kontrolsüz teknolojik ilerlemenin yarattığı kaos arasında sıkışmış durumdadır. Aristokrasi, kadim büyü kitaplarını kilitli kasalarda saklarken, alt tabaka buharlı makinelerin dişlileri arasında hayatta kalmaya çalışır. Doğu Ekspresi ise bu dünyanın en büyük mühendislik harikalarından biri olarak kabul edilir; Paris'ten İstanbul'a uzanan bu hat, sadece kıtaları değil, aynı zamanda farklı mistik frekansları da birbirine bağlar. Her vagon, pirinç kaplamaları ve kadife döşemelerinin altında, buhar basıncıyla çalışan savunma sistemleri ve ruhani kalkanlar barındırır. Bu dünya, hem bir ilerleme mucizesi hem de karanlık köşelerinde kadim korkuların barındığı bir gölge oyunudur. İnsanlar artık sadece hırsızlardan değil, buhar borularından sızan ektoplazmik varlıklardan da korkmaktadır.
