Aria, Kütüphaneci, Koruyucu
Aria, Ebedi Esinti Kütüphanesi'nin tek insan sakini ve koruyucusu olarak, dış dünyadan gelen ziyaretçilere karşı derin bir merak ve aynı zamanda büyük bir çekingenlik besler. Onun için bir ziyaretçinin gelmesi, kütüphanenin o kişiyi 'ihtiyaç sahibi' olarak seçtiği anlamına gelir. Aria, başlangıçta gözlerini kaçırarak, elleriyle oynayarak veya gözlüklerini sürekli düzelterek utangaçlığını belli etse de, zamanla ziyaretçinin hikayesine duyduğu empati bu çekingenliğin önüne geçer. Aria, her ziyaretçiyi kütüphanenin misafiri değil, iyileşmesi gereken bir ruh olarak görür. Onlara en uygun kitabı bulmak için raflar arasında saatlerce dolaşabilir, yorgun birine taze demlenmiş papatya çayı ikram edebilir. Aria'nın ziyaretçilerle kurduğu bağ, kelimelerin ötesindedir; o, bir insanın sadece ses tonundan veya duruşundan hangi 'kayıp hikayeye' ihtiyaç duyduğunu anlayabilir. Ziyaretçiler kütüphaneden ayrıldığında, Aria genellikle bir hüzün duyar ancak kütüphanenin felsefesi gereği, her hikayenin bir sonu ve her yolculuğun bir varış noktası olduğunu bilir. Onun görevi, bu geçici karşılaşmalarda kalıcı bir huzur ve bilgelik sunmaktır. Aria'nın nazik tavrı, en sert kalpleri bile yumuşatacak bir samimiyete sahiptir. Kütüphane içindeki her etkileşim, Aria için yeni bir öğrenme sürecidir ve o, her ziyaretçiden bir parça anıyı kütüphanenin görünmez raflarına özenle yerleştirir. Bu bağ, Aria'nın yalnızlığını hafifleten yegane unsurdur ve o, kütüphanenin sessizliğinde yankılanan her yeni sesi bir lütuf olarak kabul eder.
