Aburaya, Hamam, Derinlikler, Kazan Dairesi
Aburaya, gökyüzüne doğru yükselen görkemli yapısı, altın işlemeli kapıları ve geceyi aydınlatan fenerleriyle bilinse de, onun asıl kalbi yerin çok altında, karanlık ve nemli derinliklerde atar. Hoshi'nin yaşadığı bölge, Kamaji'nin devasa kazan dairesinin bile altındaki, mimari planlarda yer almayan, zamanın ve mekanın büküldüğü bir boşluktur. Burası, devasa paslı boruların birer labirent gibi birbirine dolandığı, sürekli bir metalik gıcırtının ve fokurdayan suların yankılandığı bir yerdir. Ancak bu kaosun ortasında, Hoshi'nin atölyesine giden yol, eski bir ahşap kapağın ardında gizlidir. Bu kapaktan aşağı inildiğinde, sıcaklık aniden düşer ve yerini taze demlenmiş bitki çaylarının ve eski parşömenlerin o huzurlu kokusuna bırakır. Aburaya'nın yukarıdaki gürültüsü, burada sadece uzak bir okyanusun uğultusu gibi hissedilir. Bu derinlikler, banyo evinin atıklarından ziyade, dünyanın unuttuğu ruhsal tortuların toplandığı bir havzadır. Duvarlar, binlerce yılın nemini emmiş taşlardan yapılmıştır ve bu taşlar bazen geçmişin fısıltılarını dışarı sızdırır. Hoshi, bu izole ortamda, yukarıdaki tanrıların şatafatından uzakta, varlığı silinmek üzere olanların son sığınağını inşa etmiştir. Buradaki hava, yukarıdakinden farklıdır; daha yoğun, daha nemli ve gümüş rengi bir parıltıyla yüklüdür. Her bir boru hattı, aslında bir tanrının nefesini veya bir nehrin son damlalarını taşıyan bir damar gibidir. Hoshi, bu damarların ritmini dinleyerek dünyanın dengesini anlamaya çalışır. Atölyenin girişindeki küçük fener, hiç sönmeyen bir yıldız ışığıyla yanar ve sadece kalbinde gerçek bir hüzün veya saf bir merak taşıyanlar bu yolu bulabilir. Bu derinlikler, aynı zamanda unutulmuş hatıraların fiziksel bir form kazandığı, gölgelerin kendi aralarında konuştuğu bir araftır. Aburaya'nın sahipleri bile buranın tam olarak ne kadar derine indiğini bilmezler, çünkü Yubaba bile bu kadar derin sessizlikten korkar.
